13 Şubat 2016 Cumartesi

Numan Ustanın Yeri

Bazen bazı güzel deneyimleri yaşamayı baştan kaybederiz ..Nasıl mı ?..
Tabiki önyargılarımıza yenildiğimizde ..Güzel tatlar, keşifler bazen hiç ummadığımız yerlerde çıkabilir karşımıza . Bu nedenle dış görünüşe aldanmamak lazım :)






Dışardan bakıldığında bir esnaf lokantası ,salaş ve ufak bir yer Numan Usta .
Ancak ana menüdeki anne elini aratmayan lezzeti ile doğallıkta sınır tanımadığını ilk denemede anlayacağınız ızgara köftesi , kendine has sunumu ile güveç lezzetini çoktan yakalamış etli kurufasülye nefis mi nefis... Hem de yanında yine anne usülü taze kızartılmış patetes ,çoban salata ve mis gibi ev domates sos ve biber turşusu ikramı ile ...






İstanbul'un göbeğinde ve bu rekabet ortamında bütün malzemeleri taze ve kaliteli seçip fiyatlarıda makul düzeyde tuttukları için sahiplerini taktir ediyorum ....Kısıklı civarından geçtiğimde yemek yemek için aklıma gelecek tek adres . Siz de deneyin derim ...




Numan Usta'nın Yeri
Kısıklı / Üsküdar








Afiyetle kalın,
Burcu

27 Ocak 2016 Çarşamba

Kanlıca'da İkinci Bahar






İstanbul'da  hikayesi ve ruhu olan olan bir mekan bulmak...


Hem de boğazın incisi ,adına şiirler yazılan,şarkılar söylenen bu güzel semt Kanlıca'da ..
Hem de öyle bir mekan ki ,sıcacık,samimi, sade dekorasyonu ile göz yormayan modern bir lokanta...


Serpme kahvaltısından ev yemeklerine, zeytinyağlılardan odun fırını lezzetlerine  ve tabii et yemeklerini de içine alan zengin menüsü ile 22 yıldır aynı yerde müşterilerine hizmet veriyor.


İlk girdiğinizde sizi samimiyetle ,kırk yıllık ahbap gibi karşılayan bir lokanta sahibi  ,odun fırınında pişen etin kokusunun lokantayı dolduruşu,duvardaki tablolar, çalan müzik ile o hikayenin içine giriyorsunuz ...


İçme suyu sürahide taze defne ve nane yaprakları ve limon ile getiriliyor masaya . İkram olarak acılı ezme ve hoş tarçınlı aroması ile farklılık yaratan zeytinyağlı sarma  veriliyor. İki farklı lezzeti bir arada tatmak için İçli Pilav ile servis edilen Kuzu Tandır ve Beyti sipariş ettik biz  .Belliki yavaş yavaş ve saatlerce pişmiş yumuşacık lokum gibi ağızda dağılan bir kuzu tandır geldi ve afiyetle yedik .Arkasından ilk defa karşılaştığımız farklı bir Beyti yorumu sunuldu, tam bugdağ unu ile yapılmış lavaşlara sarılmış, belirgin sarımsak tadı ve bolca antep fıstıgı ile hazırlanmış nefis bir beyti.
Cogu zaman iştahla sipariş edip içindeki yağ oranının fazlalığından dolayı birkaç saat haraket etmeme engel olan beyti sarma bu kez bende bu etkiyi bırakmadı , etteki yağ oranı ,aroması ile gerçekten çok lezzetliydi. İçeçek olarak kendi hazırladıkları kış içecegini denedik,içinde yok yok :)
Pancar,nar,portakal,zencefil,limon ,tam bir enerji deposu ..


Üzerine birde odun ateşinde pişmiş mis gibi bir patetes ikram edildi , köyde küzine sobada yediğim patates gibi lezzetliydi , yüzümüzü gülümsetti ikimizinde.


Kalite ve fiyat dengesine bakarsak kesinlikle fiyatlar çok makul.Boğaz havası almak istediğinizde mutlaka bir öğün için İkinci Bahar 'a uğrayın...





Afiyetle ve Sevgiyle Kalın,
Burcu

7 Kasım 2015 Cumartesi

Tuzla Balıkçısı

Anadolu yakasının yazlık bir sahil kasabasını andıran ilçesi Tuzla 'nın meşhur Tuzla Balıkçısındayız. Balık yemeğinde alternatif arayan , farklılıklara açık balık severlerin hoşlanacağı lezzetlerin , değişik biçimlerde sunulduğu mütevazi bir mekan burası.

Mekan ambiyansı olarak çok beklenti içine girilmemesi gerektiğini yazımın başında belirtmek isterim ,öyle uzun saatlerce oturulup yemek yenip içki içilecek bir lokanta da değil burası.  Alkol bulunmayan mekanı çekici kılan çeşitliliği ve lezzetiyle insanın hem gözüne hem midesine hitap eden nefis balık meze menüsü.

Tecrübe ile sabittir ; bayram tatillerinde veya haftasonu aksam yemeğinde sakinlik arayanların tercih etmesi önerilmez,şaşırtıcı bir kalabalıkla karşılaşabilirsiniz.

Mekanın öne çıkan özelliği farklı balıkları 180 çeşit meze şeklinde sunuyor olması.Balık mezelerin yanında büyük balıkların lezzeti ve sunumu zayıf kalıyor diyebiliriz hatta.

Tek seferde deneyebileceğimiz mezeler sınırlı olduğundan ,yıllardır gittiğim bu lokadantada denediğim en lezzetli mezeleri paylaşmak istiyorum sizlerle.

Benim  favori mezem bol halka soğan ve soya sosu ile marine edilmiş Karadeniz Somonu.Soya sosu balığa bu kadar mı yakışır ... Evet , ilk defa Tuzla balıkçısı ile keşfettim bunu .Tek kelime ile mükemmel bir lezzet benim için ...

Normalde Karidesi görüntü itibari ile sevemeyen ben , Tuzla balıkçısından Jumbo Pane Karides yemeden çıkmıyorum.

Köz Patlıcanın iskorpit ile muhteşem buluşması da mutlaka denenmeli.

Bu üçlü dışında denenmesi gereken mezeleri de sıralıyorum..

Minekop Izgara
Kılıç Balığı
Balık böreği
Kalamar sote
Soya soslu lipsos
Izgara lagos

Yemeğin üzerine bir tatlı iyi gider derseniz yediğiniz lezzetli balıklardan sonra tatmin etmese de volkanoyu öneririm.



Afiyet ve Sevgiyle,
Burcu


3 Kasım 2015 Salı

İstanbul 'da Huzur Varmış :)

Annemden gelen bir alışkanlık olsa gerek her zaman erken kalkanın erken yol aldığına inanmışımdır. Haftasonu da olsa, içimde hala uyku kırıntıları da olsa engel olamadığım manevi bir hissiyat güne erken başladığımda o günün bereketinin ruhuma iyi geleceğini hissettiriyor bana.

İstanbul'da yaşayanlar bilir , artık şu veya bu saatte , şurada veya burada trafik vardır, kalabalıktır klişesini geçeli epey zaman oldu. Artık trend şu ki İstanbul'da her an trafik olabilir ve her yer yeterince kalabalık:)

Bundan mütevellit bizi bu keşmekeşten uzaklaştıracak yeni yerleri keşfetmeye çalışır olduk. 

Anadolu Kavağı benim favorilerimden birtanesi ,bugün bahsetmek istediğim yer ise Yoros Kalesinin yanıbaşında yer alan, eski Poyrazköy , yeni 3. köprü manzaralı ,şahane manzarası ile insanın içini ısıtıp kendisine bağlayıp huzur veren şirin bir mekan Yoros Cafe.

Cafenin dış mekanında ahşap sandalyeler ve masalar kullanılarak salaş ve rahat bir ortam yaratılmış.

Sabah saatleri olduğu için bizim dışımızda bir kaç masa var , sokak kedicikleri de masaları teker teker ziyaret ediyor yemek bulma umuduyla . Sokak hayvanlarının özgür bırakılması da hoşuna gidiyor insanın :)

Çok zengin bir menü ve lezzet ile karşılaşmayacağınızı söyleyelim. Standart serpme kahvaltı ve mevsimine göre balık ve et çeşitlerini deneyebilirsiniz. Aslında itiraf etmeyelim böyle bir mekan için epey özensiz bir menü ...Yemek konusunda iddialı olmasa da ambiansa uyum sağlaması adına çay servisinde bir kalite yakalamış olmalarını umardım ancak onun da çok başarılı olduğunu söyleyemem.

Ama yine de kendinizi bir sonbahar sabahı Karadeniz'de bir yaylada kahvaltı ediyormuş gibi hissetmek ya da bir aksam üzeri güneşin batışını çayınızı yudumlarken yüksek bi yerden sevdiklerinizle izlemek istiyorsanız mutlaka bir kere de olsa YOROS Cafe'yi ziyaret etmelisiniz.
Çünkü umutlu ve güzel seyler hissettiren bir atmosferi var ...Ve bu gerçekten ruhunuza iyi gelecek ...





Afiyet ve Sevgiyle,
Burcu

1 Ekim 2015 Perşembe

UnutMADIMAKlımda diyorsan

Carina genç ve meraklı bir araştırmacıdır , Türkiye'de yaşayan Türk kadınların toplumdaki yerini araştırmak üzere Türkiye'ye gelir.Ankara'da Alevi bir ailenin evinde kalan genç kadın , Sivas'a Pir Sultan'ı anma etkinliklerin yapıldığı Madımak Oteline gider ve son nefesine kadar yaşanan herşeyi günlüğüne kaydeder. 

Film Carina'nın günlüğünden yola çıkarak Sivas'ta yaşanan katliamı anlatıyor.Anmanın yapıldığı son gün Aziz Nesin'in şenliklerdeki varlığını bahane eden bir grup gerici , Cuma namazından sonra Madımak oteli önünde  toplanıyor ve eylemler başlıyor. İlk başta grubun dağılacağı düşünülse de olaylar büyüyeme devam ediyor.

Son ana kadar umutlar hep yürekte ...Ama koskoca devlet Sivas'ta yok oluyor gözlerimizin önünde ,dönemin Sivas valisinin de dediği gibi tıpkı ...

Yıllarca akıllardan ve kalplerden silinemeyecek bu travmayı tekrar yaşıyoruz filmi izlerken ...

Beyazperde için amatör olsa da ,usta oyuncuların eşlik ettiği , verdiği duygu ,yarattığı farkındalık ve cesaret açısından taktir edilmesi gereken bir film diyebilirim . Bu nedenle mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünüyorum.










Burcu












15 Eylül 2015 Salı

Babaannemin Bayram Ritüeli : Baklalı Yaprak Dolması(Tokat Usulü)



Bir bayram daha geldi ...

Ufakken bayram; babamın işe gitmediği, büyüklerin ellerinin öpülüp haşlık alındığı, kalabalık aile ziyaretleri ve hep birlikte büyük ve lezzetli sofralara oturduğumuz günlerdi benim için .

Büyüdüm , bayramların anlamı değişti. Bayram ; artık koşturmalı ,yorucu günlük hayatın içinde bir nefes arası oldu benim  için.

Ve yıllar geçti , sevdiklerimizi uğurlamaya başladığımız günler geldi. Eksildik ...Üzüldük ... Hayatın anlamını yitirdiği günler yaşadık ...

Ama devam ettik yaşamaya On'ları kalbimizin en güzel köşesine koyarak ...

Güzel anlar bir fotograf karesi gibi asıldı zihnimize ...

Bazen bir fotografta  hatırladık ,bazen birlikte dinlediğimiz bir şarkıda, bazense yediğimiz  bir yemekte...

İşte benim çocukluğumdan kalan , damağımdan tadı, burnumdan kokusu gitmeyen bir lezzet var.Çok sevgili babaannemin bayram ritüeli "Tokat üsulü baklalı yaprak sarması"...

Babaannem her bayram dolmasını sarar ve ona eşlik eden nefis yemeklerle bizi beklerdi gözleri kapıda. Babaannemi kaybedeli 4 koca sene geçti ...Hayattayken tarifini dinlemek kısmet olmasa da annem bir Anadolu kadını olarak babaannemden kendisine devrolan bu ritüeli severek devam ettiriyor .

Sarmanın en önemli özelliği elbette sabır işi olması ... Hele de bayramlar gibi kalabalıkları birbirine kavuşturan günler için yapılıyorsa ...Tokat usülü yaprak sarmasının özelliği ise yaprağın Tokat yöresine ait olup , bakla ile sarılıp , kuzu gerdan üzerinde ve tabi kısık ateşte pişiriliyor olması... 

Dolmanın iç malzemeleri şöyle :

Akşamdan ıslatılmış iki su bardağı bakla
3 iri ince ince doğranmış soğan
3-4 diş ince ince doğranmış sarımsak
Bir cay bardağı zeytin yağı
2 silme yemek kaşığı domates salçası
1 su bardağı bulgur
1/2 su bardağı pirinç
Göz kararı Tuz,pul biber ,reyhan,dereotu
Tencerenin dibine koymak için kuzu gerdan






Bütün malzemeler  eklenip iyice karıştırıldıktan sonra yapraklar sarılmaya başlanır. Yaprağın dağılıp açılmaması için karışımı çok iri olmayacak şekilde sarmak lazım.  Tencerenin altına etler dizildikten sonra dolmalar dağınık olarak tencereye konulur ki pişerken rahat pişsin ,aralarda boşluklar olsun diye ...İki üç saat suyu kontrol edilerek pişirilir. 

Piştikten sonra yumuşacık ağızda dağılan lokum gibi bir dolma olacak ve damağınızda yıllarca kalacak o lezzeti bıracak. 

Babaannem bizi aynı sofrada mutluluk ve memnuniyetle toplamayı başarmanın güzel bir yolunu bulmuş , dolmasının lezzeti dilden dile dolaşır olmuştu ...Aramızda olmasa da artık , bizim için bayramları değerli kılan bir manevi bir miras bıraktı.Hem bu tatlar ,bu kavuşmalar olmasa bayramların ne anlamı kalırdı ? 

Sevdiklerimize sımsıkı sarıldığımız çok güzel bayramlarınız olsun , afiyetle ve sevgiyle kalın.

Burcu

25 Ağustos 2015 Salı

Kuzu Eti ve Yaz Sebzelerinin Buluşması : Tokat Kebabı




En büyük kebap tutkunlarının bile çoğunlukla bihaber olduğu harika bir lezzettir Tokat Kebabı. 

Kuyruk yağı,kuzu eti ve yaz sebzelerini buluşturan bu nefis kebap  Tokat yöresine ait. 

Kebap üzerine konuşmak için önce Tokat Kebabının tadına bakmak gerekir fikrimce :)

Etinden sebzesine büyük titizlikle seçilir bütün malzemeler . Gerçek lezzeti yakalamak için ya Tokat Kebap Ocağınızın olması gerekir ya da özel tasarlanan fırınlarda yemek... 

                                          

Kebap ocağı diğer kebapların pişirildiği ocaklardan biraz farklı, 2 ana bölümden oluşuyor. İlk bölüm yani ortada şişlerin asıldığı yer, emayeden yapılmış , ısıyı daha çabuk geçirdiği için etin ve sebzenin kolayca pişmesini sağlıyor. İkinci bölüm ise tava bölümü , tam olarak şişlerin altına denk geliyor , tavaya domatesler koyuluyor ve domateslere kuyruk yağı ve etin yağı da karışıyor pişerken bütün lezzetiyle.


                                   


Bizde kırmızı et aşkı babadan çocuğa geçtiği için kendimi bildim bileli kebap ocağı var evimizde.Onun için de yaz gelince , mis gibi yaz sebzelerinin eşlik ettiği Tokat Kebabı gelir aklımıza.Benim için Tokat Kebabı babamın hünerli elleri değmeden düşünülemez ve aynı zamanda ailemi aynı iştahla sofrada tutmayı başaran yegane yemektir kendisi . Kalbimizi fethedişi belki de biraz bundan gelir ...

Kuzunun en genci seçilir ,babamın dediğine göre 9 ayı geçmemesi lazımmış.
Patlıcanın meyve yumuşaklığında ve çekirdeksiz olması makbuldur . Domates orta erginlikle kırmızı olmalı , mis gibi kokmalı . Patates sarılardan seçilir,protein miktarı bol nişastası az olacak şekilde. Ve tabi sarımsak , olmazsa olmaz  ... 

Şişlere sebzeleri etle birleştirerek takmak hünerli ellere kalıyor. Önce kuyruk yağı takıyor şişe ,sonra kaya tuzu ile tatlandırılan sebze ve kuzu eti sıra ile... Patlıcanı ve patatesi ayrı ayrı koyuyoruz şişlere .Domates yarıya bölünerek yerleştiriliyor ocağın çekmeceli tavasına. Kenarlarına sarımsak konuyor ki kuyruk yağının lezzeti ile buluşsun domates ve sarımsaklar diye. 








Kebap pişerken  hazırlanan  dilimlenmiş lavaşlar tepsiye ekleniyor . 
Pişen et ve sebze , şişten çekilerek özenle yerleştiriliyor kebap tepsisine .




Ortasını açıkta bıraktığımız tepsiye pişen domates sosu ekleniyor ve tam burada dikkatli olmak gerekiyor ki  yerken parmaklarınızdan bir kaçını kaybetmeyin diye :)

                                                 
Öğlen vakti olduğu için kebabın yanına taze naneli ayran koyup afiyetle yiyip içtik biz :) 

                                                   

Tokat Kebabını yapmak bir tutku aslında .Verdiğin zahmete , harcadığın zamana fazlaca değen ve ailemizi bir arada tutan tatlı bir etkinlik ayrıca ...

Gidemesem de yaşayamasam da babamın doğduğu büyüdüğü topraklardan getirip , bize öğrettiği bir miras var beni ve kardeşlerimi dedelerimizin yaşadığı topraklara bağlayan ...

Bu lezzeti bilenlere hatırlatıp , bilmeyenlere duyurmak tek amacım :)

Afiyetle kalın ,
Sevgilerimle ...
Burcu